Evet, biliyorum, bende
"peeeehh, adını bile bu koyuyorlarsa bu asyada iş bitmiştir " dedim
"Hayatta izlemem" dedim
"Çok saçma" dır da dedim ammaaaaaaa
öyle değilmiş :) Çok şirin, içinizi kıpır kıpır yapacak aynı zamanda bir o kadar da hareketli ve heycanlı bir dizi. İş dünyası içinde geçtiği için ben daha da çok sevdim.
Ve dizinin adını "NEXT INNOVATION" olarak değiştiriyorum. Böyle bir isim vermek varken, kimden çıktıysa rich man poor woman tebrikler....
Esas oğlan: Hyuga Tohru karakterinde Oguri Shun ( ki sevdik, beğendik artık koreliler okadar itici geliyordu ki tekrar beğendiğim bir star çıktı :) )
Esas kız: Chihiro Sawaki karakterindeki Ishihara Satomi, başlangıçta çirkin gelsede filmi izledikçe görüyoruz ki gerçekten çok güzelmiş :)
Konuya gelirsek; esas kızımız üniversiteden yeni mezun oluyordur ( öyle böyle değil Tokyo üniversitesi ) ancak bir çok iş başvurusu yapmasına rağmen hiç bir yere kabul alamaz. Esas oğlan ise tam bir Steve Jobs'tır. Sıfırdan bir şirket kurmuştur ve çok hırslı, çok zeki çok başarılıdır. Ancak herkes gibi bir kusuru vardır. İsimleri ve yüzleri aklında tutamamaktadır. Ayrıca annesinin onu terk etmiş olması geçmişinde büyük bir yaradır ve büyük bir zaafı haline gelmiştir. Zaten kızımızda bunu kullanarak Hyuganın şirketinde işe başlayacaktır.
Derken derken, kızımız aşık olur, ancak oğlumuzun peşinde olan tek kişi o değildir. İş dünyasının yalanları, en güvenilen insanların arkadan çevirdikleri dolaplar, aşk, meşk herşey var dizide.
Bence bir şans verin sizde çok seveceksiniz.
Dizi hakkında internette bir şeyler bakarken aşağıdaki görselleri buldum, çok şekerler bence :)
22 Ağustos 2012 Çarşamba
21 Ağustos 2012 Salı
ÖZGÜRLÜK ? HAYATA BAĞLANMAK ? AMAÇ ?
Evet, uzun zamandır bu yazıyı yazmak aklımda ancak bir türlü fırsatını bulamadım. Sonunda...
Konu nereden çıkıyor, neden sorguluyorum, önce bunu paylaşmak isterim. Bakınız. aşağıdaki resimler
![]() |
| Renkli ofis köşem |
![]() |
| Ark. Masasından |
2 karede ofisten olan fotograflar... Öncelikle benimkilerin hikayesini anlatmak istiyorum.
1. si kitaplı, kepli çim kız: Bu kız beni temsil ediyor, ben kimdim, nasıl biriydim. Unutmamalıyım, içimdeki heyecanı, çalışma azmini korumalıyım. Her zaman renkli olmalıyım. Ve şuanda saçları da benim gibi kısa bu çim kızın ama uzayacak, tek yapmam gereken, ihmal etmemek. Ayrıca saçlarının uzamasını istiyorsam ona bol bol su vermeliyim, ve en az 2 kere güneş alacak bir yere koymalıyım. Bunları yaparken kendime de hatırlatmış oluyorum, öğle yemeğinde dışarı çık, yazın güneşini kaçırma ve teninin güneşten ısınmasına izin ver. Kendini şımart, ne olursa olsun kendine bak, ihmal etme...
2.si çiçekli çakmak: Kendisinin önemli bir arkadaşımdan hacıladım :) Tam benim köşeme göre, renkli renkli dedim. Ama özel bir anlamı var benim için. Eğer o özel anlamdan tamamen vazgeçersem kendisini masamdan kaldıracağım.
3.Mantar: 6lı kutuda aldım bu mantar mumları çok kıymetli bir çok arkadaşıma dağıttım. Onlarında ofis masalarında 1 adet bu mumlardan var. Bu da arkadaşlığımızın bağını ifade ediyor.
Yani aşk, arkadaşlık ve kendim.... hepsini temsilen masamda bir köşe var. Niye derseniz, günümün çoğunu geçirdiğim masamda kendim olabilmek, özgürlüğümü ilan edebilmek ve hayata bağlanabilmek için.
![]() |
| Tuğçenin masasındaki mumum :) |
Arkadaşımın dediğim mavi soda şişelerine gelirsek, oda kendisine hatırlatmak, hayata bağlı kalmak, birşeyleri biriktirmek için masasında tutuyor bu şişeleri. Gerçi ben çok açıklayamadım şu an o olsaydı gayet güzel anlatırdı amacını. Gerçi benim şüphelerim var, belirli bir sayıdan sonra o şişileri koyacak yer bulamayacağız :) Hadi hayırlısı diyorum :)
13 Ağustos 2012 Pazartesi
İSTANBUL'DA YAĞMURLAR
Yazın geçtiğinin hafiften belirtileri gelmeye başladı... Yağmurlar
Ben ki hiç sevmem yağmurları, soğukları. Ancak bu yaz öyle yakmış ki içimi ilk yağdığı gece sabah 6 ya kadar balkonda oturup tadını çıkardım. İnanılmaz güzeldi... Dinlendirici, arındırıcı,sakinleştirici... kalbimin korlarını söndürücü, tazeleyeci...
Dünkü yağmur için aynısını diyemeceğim malesef. Pazar günü...
Plazada bizim katta tek başımaydım. Öncelik hleerşey güzeldi, yavaş yavaş çalışıyordum, müzik dinliyordum. İş yerindeki sakinliğin tadı güzeldi. Sonra takırtılar geldi. Anlayadım. Konsantre olmaya çalıştım. 16. katta olduğumuz için herhalde birden bütün camlar benbeyaz oldu. Dışsarıyı göremez oldum, tabiki içerisi de karardı. Arayıp ışıkları açtırdım. 5 dk olmadı ışıklar gitti. Aradım. Elektrikler kesildi dediler. Tıkırtılar, uğultular, karanlık. Ödüm çatladı.
Tım tım tım.....
Derken yağmur başladı. Bir OH dedim. Korku filminde değiliz. Sadece hava sebebiyleymiş herşey :)
Yağmur bitene kadar usulca çalıştım, sonrasında zaten hava tekrar açtı ve güzelleşti. Yağmur sonrası serinlik ve ışıldayan hava... işte sen paha biçilemezdin.
Ben ki hiç sevmem yağmurları, soğukları. Ancak bu yaz öyle yakmış ki içimi ilk yağdığı gece sabah 6 ya kadar balkonda oturup tadını çıkardım. İnanılmaz güzeldi... Dinlendirici, arındırıcı,sakinleştirici... kalbimin korlarını söndürücü, tazeleyeci...
Dünkü yağmur için aynısını diyemeceğim malesef. Pazar günü...
Plazada bizim katta tek başımaydım. Öncelik hleerşey güzeldi, yavaş yavaş çalışıyordum, müzik dinliyordum. İş yerindeki sakinliğin tadı güzeldi. Sonra takırtılar geldi. Anlayadım. Konsantre olmaya çalıştım. 16. katta olduğumuz için herhalde birden bütün camlar benbeyaz oldu. Dışsarıyı göremez oldum, tabiki içerisi de karardı. Arayıp ışıkları açtırdım. 5 dk olmadı ışıklar gitti. Aradım. Elektrikler kesildi dediler. Tıkırtılar, uğultular, karanlık. Ödüm çatladı.
Tım tım tım.....
Derken yağmur başladı. Bir OH dedim. Korku filminde değiliz. Sadece hava sebebiyleymiş herşey :)
Yağmur bitene kadar usulca çalıştım, sonrasında zaten hava tekrar açtı ve güzelleşti. Yağmur sonrası serinlik ve ışıldayan hava... işte sen paha biçilemezdin.
4 Ağustos 2012 Cumartesi
Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey
aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım...
her şeyde biraz seni bulurum,
nerede olsam aklımdasın biraz..
kimse bilmez, kimse duymaz
bir tek ben bilirim seni sevdiğimi...
bir de sen bilirsin biraz..
kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım...
kuru bir teselli bulurum ben kendi halime.
vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım..
dağılıp giden bir sis halinde...
uzaktan gelir gibi sesin,
sanki hep başka bir alemdesin..
her şeyde biraz seni bulurum...
nerede olsam aklımdasın biraz...
kimse bilmez, kimse duymaz
bir tek ben bilirim seni sevdiğimi...
bir de sen bilirsin biraz..
kalabalık kuytularda boğulur çığlıklarım...
kuru bir teselli bulurum ben kendi halime.
vazgeçilmez tutkularda kaybolur yaşadıklarım..
dağılıp giden bir sis halinde...
________________
Bence söylenecek pek bir şey yok artık, aşk yarım, nefret yarım, hayat yarım...
Yarım kalmak ya da bitmek neye göre kime göre.
Benim için yarım kalan senin için bitmişse, bu durumumun eksikliğini arttırır mı? arttırmalı mı?
Kimse bilmez... Herşey algıdan ve düşüncelerden ibaret bir toz bulutu...
28 Temmuz 2012 Cumartesi
Kötü Karma
En son okuduğum ve herkese tavsiye edeceğim bir kitap...
Öncelikle kitabın ilk özelliği komik olması daha sonrasında tanımlayıcı sıfatlar için: sürükleyici, eğlenceli, düşündürücü 'yü sayabiliriz.
Konusundan biraz bahsetmek gerekirse:
Kim Lange, televizyon dünyasında başarılı bir sunucudur, evli ve çocukludur. Özel hayatında ise iyi bir eş ve anne olmayı becerememiş, bencil bir kadındır. Derken ölür, ancak bu ölüm onun için bir son değildir.
Kendisini karınca olarak, kendi evinin bahçesinde bulur... Bundan sonra yaşacağı yüzlerce ölüm ve diriliş hiyakesinde hayatında yaşadıkları ve yaşamadıklarını düşünmek için bolca vakit bulur... Ayrıca kitaptaki diğer ilginç karakter de casanovadır :) O da kişiliği sebebiyle sürekli kötü karma topladığı bir reenkarnasyon paradoksu içerisindedir, eee o kadar kadının kalbini çaldıktan ve kırdıktan sonra, çıkması zor işin içinden :)
İyi karma toplamak, iyi bir insan olmak, hayatın kıymetini bilmek, sevdiklerimizi fark etmek ve değer vermek hakkında başarılı bir roman.
Herkese tavsiye ederim, okuyun ve düşünün!
Not: kitabı okuduktan sonra karıncalara daha çok saygı duyuyorum ve her baktığımda dönüp bir daha bakıyorum.
Öncelikle kitabın ilk özelliği komik olması daha sonrasında tanımlayıcı sıfatlar için: sürükleyici, eğlenceli, düşündürücü 'yü sayabiliriz.
Konusundan biraz bahsetmek gerekirse:
Kim Lange, televizyon dünyasında başarılı bir sunucudur, evli ve çocukludur. Özel hayatında ise iyi bir eş ve anne olmayı becerememiş, bencil bir kadındır. Derken ölür, ancak bu ölüm onun için bir son değildir.
Kendisini karınca olarak, kendi evinin bahçesinde bulur... Bundan sonra yaşacağı yüzlerce ölüm ve diriliş hiyakesinde hayatında yaşadıkları ve yaşamadıklarını düşünmek için bolca vakit bulur... Ayrıca kitaptaki diğer ilginç karakter de casanovadır :) O da kişiliği sebebiyle sürekli kötü karma topladığı bir reenkarnasyon paradoksu içerisindedir, eee o kadar kadının kalbini çaldıktan ve kırdıktan sonra, çıkması zor işin içinden :)
İyi karma toplamak, iyi bir insan olmak, hayatın kıymetini bilmek, sevdiklerimizi fark etmek ve değer vermek hakkında başarılı bir roman.
Herkese tavsiye ederim, okuyun ve düşünün!
Not: kitabı okuduktan sonra karıncalara daha çok saygı duyuyorum ve her baktığımda dönüp bir daha bakıyorum.
Yaz Geceleri
Günlerin sıcaklığının artması ve ramazan derken, gecelerin insanı oldum artık.3'ten 4'den önce uyuyamaz oldum. Türkçe şarkılar dinlemeye başladım tekrar... Güzel çiçek fotograflarına bakarak vakit geçiriyorum. Güzel çiçekler umut veriyor bana...
Bu akşam türk kahvesi falına baktık, komik gelecek ama kocaman boynuları olan 2 öküz vardı ve öyle belirgindiler ki... İnternetten anlamına baktım, ferahlık, bolluk, mutluluk, hiç olmadığı kadar neşe diyor...
Umarım güzel günler beni bekliyor, şuan hiçte bunlar olabilecekmiş gibi gözükmese, umuyorum, çağırıyorum, OLACAK!
21 Temmuz 2012 Cumartesi
Ramazan dan bir gün
Dün oruç tutmamıştım ve bugün ilk günüm...
Garip bir gündü:
Ancak aşağıdaki gibi serinlikle gelseydin de hiç fena olmazdı hani :) :) :)

Garip bir gündü:
- Avukata gittim :S Allahım benim avukatlık ne işim olur ki... Nese bunu sonra ayrıca açıklayacağım
- King marka Hepsiburadadan sipairş ettiğim fırınım geldi, dün akşam bu sebeple Şileye gitmedim. Çok büyük heycanla paketi açtım. Çünkü bu fırını işyerimden arkadaşlarım iftara geldiğinde yemek yapmak için kullanacağım. Ancak paketi açtığımda ne göreyim. Ön camı kırık :S Kargoyu aramalar, hepsiburadan değişim talepleri derken kötü bir akşamdı. Sabah bu sürecin 20 25 gün süreciğini öğrenince daha da üzüldüm. Ve servis yollarını tuttum. Herşeyi boşverip kendi ellerimle gidip servise bıraktım
- Şimid annemlerdeyim, herşeyi yaptık amam akşam olmuyor. Sofra hazır bu saatten ve ezanı bekliyoruz :) Bu ramazanda ezanı beklemek bile güzel, ne diyelim :) Özlemişim Ramazan, Hoşgeldin.
Ancak aşağıdaki gibi serinlikle gelseydin de hiç fena olmazdı hani :) :) :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












