Arkadaşlar, dolar artı ay kriz geldi, yine düştü derken... Telefon almaya niyetlendim hem fiyatları bulabileceğim hemde teknik özellikler dışında danışabileceğim bir yer aradım.
Aslında bir teknoloji markette çalışan bir akrabam var, açıp ona sormak yada biraz sohbet edip birlikte araştırmak güzel olurdu ama ben başka bir yolu tercih ettim. Çoğumuzun yaptığı gibi... hepsiburada.com'u kullandım.
Şimdi burada öne çıkarmak istediğim hepsiburada.com'un iyi yada kötü yanların değil. Değinmek istediğim satın alma kararımızın nasıl da değiştiği.
Artık çoğumuz word of mount etkisini biliyoruz, bir kişinin önerisi üzerine satın alma kararının nasıl değiştiğinin de farkındayız. Hatta bu yıl özellikle pazarlamacılar sosyal medyanın satın alma üzerinde çok etkili olacağını söylüyor. Tabi onlara karşı gelecek haddim yok ama dikkat çekmek istediğim bir husus var.
Tüketici olarak ben;
1) Sadece arkadaşlarımdan etkilenmiyorum.
2) Ürünü kullandığını düşündüğüm kişiler satış danışmanlarından daha etkili
3) Sadece şikayet sitelerine bakmak, satın almayı düşündüğüm ürün için pek tercih edeceğim bir eylem değil.Çünkü almak istiyorum almamak değil..
4) Özellikle eletronik ürünlerde teknik spesifikasyonlara baktığınızda tıpa tıpa aynı tablolara sahip ürünler ve nasıl seçeceğim?
gibi yargılarım var. Tabiki facebookta gördüğüm arkadaşımın aldığı yeni telefon çok hoşuma gitti ama satın almak istersem yine yukarıda yazdığım şeyleri kontrol edeceğim. Kilit nokta bilinçli müşteri ve bunun artması :)
Sonuç olarak, o an ürünü almayacak olsam bile ilk gideceğim yer hepsiburada... çünkü bana ürünü araştırma ve karşılaştırma imkanı sağlıyor. Bir mağazadaki satış danışmadanından daha iyi karşılaştırma taboloları smout olarak beni tatmin ederken, yapılan yorumlar manevi ve gönül rahatlığı ile ürünü almamı sağlanıyor/yada sağlamıyor.
Örneğin telefon örneğinden devam edelim, ilk önce teknik özelliklerine baktım, sonra yorumlarıan baktım ki çoğu yorum yapan kişi zaten önceden kullandığı ürünlerle de kıyaslağı için kafamda telefonu bir yere oturtum. İstersem alttaki en çok satınlarla da kıyasladım ve gönül rahatlığıyla ya oradan aldım yada bilgi dolu olarak mağazaya gittim ki ürünü birde göreyim dokunayım.
Diyeceğim odur ki, evet arkadaşlar önemlidir ama iş satın almak kararına gelince ne eğitimini bildiğimiz, ne yaşı,işi,statüsünü bildiğimiz insanların yaptığı yorumlar daha önemli olabiliyor. Bir ürünün altında sadece 4- 5 olumsuz 150 tane olumlu dönüş gördüğünüzde arkadaş/yada akrabanızın olumsuz yanıtları silinip gidiyor. Yada sosyal medya önemlidir satın alma kararını tabiki etkileyecektir ancak üründen ürüne çok değişken bir yapıda olacak bu etkileşim. Sosyal medya yorumları kontrol altında tutulurken asıl önemli olan alış-veriş sitelerinin yorumları olacaktır. ( yaşımın haddini bilerek söylemek istiyorum :) )
28 Temmuz 2011 Perşembe
26 Temmuz 2011 Salı
Ted.com: başımıza gelebilecek en iyi şey
İnternetin de çöplüğe dönüştüğü bu zamanlarda başımıza gelebilecek en iyi şey ==> işte bu sitedir :)
Bu yazımda Ted.com nedir, ne değildir, nasıl buldum, nesine hayran kaldım tek tek açıklayacağım, çünkü hepimizin ziyaret etmesi gerektiğine inanıyorum.
Ted.com binlerce yetkin insanı başka bir yerde asla bir arada bulamayacağınız ve ilginizin olmadığı bir konu hakkında bile izlediğiniz konferanslar sayesinde daha çok şey öğrenme isteğiyle yanıp tutuştuğunuz ender site, belki de tek sitedir. (alıntıdır :) )
Bence nedir, kesinlikle ilham, özgüven ve gelecek umudurdur. Can sıkıntısı mı o videoları izlerken hiç birşey kalmıyor. Daha çok daha çok daha çok bilgi diye ağzını açıp dinliyorsunuz. O videodan diğerine geçiyorsunuz bazılarının sunumlarına, bazılarının sunum yeteneklerine, bazılarının ilhamına, konusuna, inanç gücüne ve azmine liste bu şekilde uzayıp gidiyor... hayran kalıyorsunuz.
Konu ilginizi çok çekmişse, o tüm yorumları tek tek okuyorsunuz ve dünyanın her yanından yetkin insanların takdirlerini itirazlarını içinize sindiriyorsunuz.
Nutuk dinlemek için bişeyler izlemek mi? Biz zaten bundan kaçıyoruz diyen varsa aranızda birde bu nutukları dinlesin diyorum. Yapay organ geliştiren bir kızdan, yapay 6. his çalışmalarına, savaşın matematiğinden, hafif malzeme heykeltraşlığına hobiniz olmayan, hatta ilgi alanınıza girmeyen bir çok konu sizi hayretler içinde bırakıp, bilgilendiriyor. Evet youtube'da komik videolar izlemekte zevkli ama bizim için böylesine özel seçilmiş derlenmiş konuşmaları bulabilmek imkansız.
Öncelikle neden bahsettiğimi anlamanız için bir video paylaşıyorum. Eğer izlemek istemiyorsanız, video ile ilgili özeti de videonu altına yazacağım. Ancak bunun benim kendi motivasyon cihazım olduğunu da söylemek istiyorum. Bu video umudum her kırıldığında izleyeceğim, hem kadından böyle bir yenilik yarattığı için ilham alacağım hemde o güzel heykeller ile dinginleşeceğim bir motivasyon cihazı benim için :)
Janet Echelman: Hayalgücünü Ciddiye Almak
Janet Echelman kendisini böyle bir yeniliği yapması gereken son kişi olarak tanıtıyor. Öncelikle biraz ondan bahsetmek gerekirse, kolejden sonra sanata ilgi duyduğu için 7 sanat okuluna başvuran ancak 7sinden de ret alan ve kendi kendine 10 yıl boyunca ressam olmaya çalışan bir kadın. Hatta ne mühendislik, ne mimarlık mezunu.
Bu kadın 14 yıl önce fullbright bursu alarak, hindistana sergi açmak için gidiyor. Ancak sergi gününe gelemiyor resimleri, sergide göstermek için acil birşeyler yapması gerekiyor. O da, sergisini açacağı balıkçılık kasabasında ünlü olduğu için heykel yapmak istiyor ancak bu döküm heykelleri yapmak hem çok para ve zaman gerektiriyor. Çaresizce deniz kıyısında yürürken balıkçıların tek renk ağlarını görüyor ve onlardan yardım alarak ilk heykelini gerçekleştiriyor. Farklı renkler ve örgülerden oluşan, rüzgarla doğal hareketler veren ilk hafif heykel.
Hikayenin bundan sonrasını anlatmayacağım, gelen bir çok teklif ve hepsinin ayrı zorluğu sanat ve bilimin birleşmesi ve herşeyi başlatan küçük bir ilham kıvılcımı...
Videoyu zevkle izleyeceğinizi umuyorum.
Peki videoda olmayıp, Ted.com'u anlamlı kılan bir şey daha yorumlar... Bu videonun yorumlarına baktığınızda insanlardan kuşlar için problem olur mu sorusunu görüyorsunuz ve Janet bu soruyada yanıt vermiş. Kendisi de bu heykelleri dikerken zaten bu konu üzerinde çalışmış. Cevabı ise başka bir şey öğretiyor: Kuşlar hiç ağacın içine doğru uçarken gördünüz mü? Tamen hafif ve rüzgarla uyumlu olduğu için doğanın bir parçası gibi davranıyor bu heykeller ve kuşlar için de bir sorun oluşturmuyor.
Hem Janet Echelman hem de Ted.com'u çok çok tebrik ediyorum, böyle güzel paylaşımlar için... ve hepimizin onlar sayesinden bilgiyi güzel bir şarap gibi tükettiğimiz günlerin gelmesini diliyorum :)
Etiketler:
Hayal gücünü ciddiye almak,
Janet Echelman,
Janet Echelman Hayal gücünü ciddiye almak,
Ted. com,
ted.com,
ted.com çeviri,
ted.com ne işe yarar,
ted.com nedir,
ted.com türkçe video
24 Temmuz 2011 Pazar
PEGASUS'DAN geleneği halka açan tanıtım, uçaklara kızlarımızın adını verelim!
Öncelike katılmak isteyenlerin http://www.dunyaninenguzelhediyesi.com/ adresindne katılabileceğini belirtip, yazıma geçmek istiyorum.
Dün TV açıkken, kitap okumaya çalışıyordum birden duyduğum reklam çok ilgimi çekti. Gerçi daha önceleri benzerlerini TV ve internette görmüştüm ama duyarduymaz verdiğim tepki " Niye yapayım bunu" olduğu ilginç bir kampanya olduğunu itiraf etmeliyim. Ancak neymiş diye internette araştırmaya da ittiğini itiraf etmeliyim ki kızım yok :) ehehe.
Reklam filminden anladığım, Pegasus'un yeni alacağı uçaklara ki kendileri Boeing 737/800 oluyormuş, sizin kızının ismini koyma imkanı verdiği, ve bunu niye yapacağınızı da kızına hediye vermek amaçlı olabileceği.
Aslında ilk duyduğumda bana çok saçma geldi,çünkü Turkcell'in benzer kampanyası ile kıyasladım hemen. O ne miydi, biraz hatırlarsak.
"Turkcelin çocugunuz yeni cellocan olsun kampanyasını...
Aileler genellikle çocuklarının TV'ye çıkmasından, reklamlarda adının geçmesinden gurur duyup mutlu oluyor ve bu yüzden gerekirse facebook'ta kendi çocuklarını Turkcell ile birlikte tanıtıyor ve en çok oy alan çocuk, turkcell'in yeni cell-o canı oluyor"
Şirket için çok faydalı ve fizzy'i etkin kullanan süper bir kampanya olduğunu düşündüren bir çalışmadan sonra pegasus'un çocukları kapsayan bu çalışması bana başarısız bir girişim geldi.
Niçin mi?
-Öncelikle kızınızın ismini niçin bir uçağa vermek isteyin ki?
* Evet bazıları için bir vapura binerken bile orda görülen isim anlamlı ve heyecan verici, uçağın ki inanılmaz birşey olabilir.
* Hatta kızınıza senin ismini bir uçağa koyduk diyebilemek, ilerde onu gerçekten mutlu edebilir. İnsanların isimlerine ait fidanların olması bile hoş bir duygu veriyor.
* Aileleri de reklam filminde oynaması yada yeni imajı olmasa da benim kızım fikri ile tatmin edebilecek bir olay.
Ancak sonuç bukadar pozitif duygu oluşturabilecek bir fikir olmasına rağmen değişmiyor. Niçin vermek isteyeyim ki? Pegasus tek tercih ettiğim yada savunuculuğunu yapabilecek kadar bağlı olduğum bir havayolu şirketi mi?
Bu çerçevede, çalışanların çocuklarının isimlerini vermenin çok mantıklı ve güzel bir uygulama olduğu kanaatinde olduğum gerçeği yanında hakla arzın çok çok ta önemli olmadığını düşünüyorum.
Peki amaç neydi? Bencesi bu kampanyada öne çıkan özellikler
- Hedef kitleye deneyim yaşatan bir pazarlama kampanyası oluşturmak
- Çalışanlar kadar müşterilerinde aileden olduğunu vurgulamak
- Geçmiş yıllardan bu yana en yeni uçak filosuna sahip olduğunu gösterirken, büyüp yatırıp yaptığını vurgulamak.
- Satıştan ziyade marka bilinirliği ve güç gösterisi içeren bir kampanya
olabilir diye düşünüyorum. Ve bu amaçlara da başarı bir şekilde hizmet ettiği kanaatindeyim. Ancak kampanya bu amaçlara hizmet edecek şekilde daha iyi senarize edilemez miydi?
Örneğin,
Deneyim yaşatma: Sadece kız çocuklar olması, çok sınırlı bir katılım koşulu içermesi ( yaş sınırı çok dar yanılmıyorsam) ve özellikle "ben" yargısı artarken reklam ve pr çalışmalarının "ben"'i yeterince vurgulaması... örneğin ben kızımın adını göklerde uçuran bir babayım imajı vurgulanabilirdi ve deneyim tatminini arttırabilirdi diye düşünüyorum.
Fizzy: Gönderenler arasından yapılan çekiliş. Çok çok kötü bir fikir, yani kazanmak için yapabileceğiniz hiç bir şey yok, en azından bir facebookta reklamını yapmanız gerekmiyecek bile olsa kendi sitesi üzerinden bir fotograf yarışması olabilirdi.
Bu arada bu Pegasus'un çocuk yıldızları kullandığı bir çok sevimli reklam ve videosunun olduğunu da gördüm. Aslında bir uçakla özdeşleştirmek için süper bir strateji olduğunu ve gelecekte de çok daha iyi kullanılabileceğini düşünüyorum.
Bu güzel kızlarımın ( uçakların ) göklerde bol bol uçuş yapmasını ve halkımızı güzel güzel taşımasını diliyorum. Ne diyelim hayırlı olsun :)
23 Temmuz 2011 Cumartesi
Olayların değil düşüncelerin filmi: Flipped
Dün bloglar arası dolaşırken Eteğimden Dökülen Taşlar diye bir blog buldum ve ilk yazısı olan Flipped'dan etkilenerek bugün hemen izledim. Gerçekten de herkese tavsiye ederim!
Filmle ilgili söylemek istediklerimi özetleyen cümlemi zaten yazımın başlığında bulabilirsiniz. Filmin anlattığı bir olay yok. Yani hikayenin içerisinde olan önemli olaylar serisi, birilerinin fikirlerini yönlendiren durumlar, tesadüfler değil asıl olan. Sadece DÜŞÜNCELER ve DUYGULAR var. (hatta çoğu zaman izlediğiniz durumdaki konuşmalar okadar az ki, genellikle ya Julie yada Bryce durumu açıklıyor oluyor :) )
Ve filmi bir çok filmden ayıran özellik ise, aşkı ve hayatı 2 tarafın penceresinden de göstermesi. Örneğin filmdeki karakterimiz olan Bryce, filmdeki kızımız Julie ile tanıştığında öyle korkmuş ve nefret etmiştir ki yaptığı tek şey ondan kaçmaya çalışmak olmuştur. Ancak daha sonrasında aynı sahneyi Julienin düşüncelerinden dinlediğinizde onun tam olarak delirdiğini ve karşısındaki kişinin elini tutmasının gelecek için önemli bir vaat olduğunu öğreniyorsunuz.
Öncelikle olaysız bir film olmasına rağmen, insanların duygu ve düşüncelerinin nasıl değiştiğini, yanlış anlaşılma denen bir şeyin olmadığını zaten herkesin olayları kendince anladığını, aşkın gelmek ya da gitmek için çok büyük sebeplere ihtiyaç duymadığını öyle yürekten anlıyorsunuz ki asla sıkılmıyorsunuz.
Film de en çok beğendiğim replik şu oldu: (aynısını yazamayacağım belki ama bir fikir verebilir) bu repliği erkek karakterimizin dedesi söylüyor.
Dürüstlük, gerektiği anda zor gelebilir ama gelecekteki acı ve ızdırıptan kurtarır.
İçinde bulunulan durum ve dedinin sözleri öyle bir denk geldiği için buna yürekten inanarak hak verdim. Bir diğer önemli detay ise filmdeki Çınar ağacı, insanların sadece insanlara değil, diğer canlılara da nasıl bağlandığının somut kanıtı olarak yer alıyor filmde. Ve özellikle çınar ağacı ile ilgili sahneler sizi duygulandırıyor, bu ilk aşktan çok!
Filmle ilgili 2. sevdiğim şey ise karpuz kokulu saçlar :) Oğlan kızın tamamen aşkından çıldırıp onu kokladığını düşüğündüğü o günlerde, kızımız aslında onun kendisine iyi davrandığını ve değiştiğini düşünüp ondan iyi kokular alıyor hatta bunu saçlarının karpuz gibi kokmasına bağlıyor. Bu sahneyide aşağıdaki fotografta görebilirsiniz.
Ömrümde hiç karpuz kokulu bir saç duymadım ama demekki koklayanlar oluyormuş :) Ey aşk nelere kadirsin demek istiyorum :) !
Tüm bunların yanında ancak filmin görselindeki "you never forget your first love" cümlesinden pek etkilenmemenizi öneriyorum, çünkü böyle tutukulu bir aşkı anlatmıyor film. Filmin tüm çekiciliği sadeliği ve 2 taraflı bakış açısı, eğer slogandaki gibi bir film istiyorsanız Notebook' u öneririm.
Yazımı son olarak filmin anlamlı sahnelerinden birisi ile bitirmek istiyorum, yeni başlangıçlara ....
22 Temmuz 2011 Cuma
Kampüste Uyumak!
Immm! Okul hayatın boyunca asla yalnız kalıp, bir köşede uyuma... Sonra mezun olunca uyumak için kampüsü kullan..
İşte kampüs hayatı bu işe yarıyor. Galiba bundan sonrada ne zaman canım sıkılsa, ne zaman uyumak yada kaçmak istesem 2. bir evim var. Biliyorum, okurken sana çok küfrettik, çok şikayetçi olduk ama mezun olduğumuzda da bizi böyle bağrına basmaya devam et :)
MT görüşmelerinin bir parçası olan asssesment center uygulaması için Avcılara gidip ( saat 5,45 te yola çıktım öğlen 1 gibi işim bitti ) akşamda arkadaşlarımı göreceğim için hiç anadolu yakasına dönmek istemediğimden en mantıklı şeyin bir yerlerde uyumak olduğuna karar verdim. Ve arkadaşlarımda Maslakta çalıştığı için en uygun yer bizim KAMPÜS'tü tabiki. Okula geldiğimde yorgunluk ve açlıktan tansiyonum düşmüştü. Zarzor kendimi KAMPÜSCAFE'ye atıp, burger ve soda sipariş ettim. Artık tekrar dünyaya döndüğümde saat 15:30'du.Arkadaşlarım da 17:30 gibi geleceklerdi. Tek gereken uygun bir uyku yeri bulmaktı :)
Tabi öncesinde okulda asistan olarak çalışan arkadaşımı görmek istedim, uyumadan önce vakit geçirebilirdim. Ancak o da meşgul olduğu için bu festival zamanı çok kullanılan yeşillik alana yönedim, ve uygun bir ağaç altı buldum :)
3. Çantamdan da yastık yaptım mı herşey süperdi
tabi karınca ve örümceklerin arsız tacilerini saymazsak :)
Taa ki saat 5'i gösterene kadar :)
Ve sihir bozuldu, çünkü mesai bitimi olduğu için herkes akın akın geçmeye başladı, ilk önce etekten kurtulup oturdum. Sonra saçlarımı düzelttim, sonra güneş gözlüğü taktım :) :) eheh cidden komikti, taki asistan arkadaşım gelene kadar.
İşte kampüs hayatı bu işe yarıyor. Galiba bundan sonrada ne zaman canım sıkılsa, ne zaman uyumak yada kaçmak istesem 2. bir evim var. Biliyorum, okurken sana çok küfrettik, çok şikayetçi olduk ama mezun olduğumuzda da bizi böyle bağrına basmaya devam et :)
güzel güneşli bir günde, 75'in karşısı ve elektirik elektroniğin arasındaki, servislere giden yol üzerindeki ağaçlı yeşillik alan... İşte uyumak için mükemmel bir yer!
Yaklaşık 1 yıldır, maslak kampüsünden uzağım. Kimya mühendisliği eğitimim bitip, işletme müh. tamamlamak için sadece maçkaya gitmeye başladığım son 1 yılda, orayı çok ihmal ettiğimi itiraf etmeliyim. MT görüşmelerinin bir parçası olan asssesment center uygulaması için Avcılara gidip ( saat 5,45 te yola çıktım öğlen 1 gibi işim bitti ) akşamda arkadaşlarımı göreceğim için hiç anadolu yakasına dönmek istemediğimden en mantıklı şeyin bir yerlerde uyumak olduğuna karar verdim. Ve arkadaşlarımda Maslakta çalıştığı için en uygun yer bizim KAMPÜS'tü tabiki. Okula geldiğimde yorgunluk ve açlıktan tansiyonum düşmüştü. Zarzor kendimi KAMPÜSCAFE'ye atıp, burger ve soda sipariş ettim. Artık tekrar dünyaya döndüğümde saat 15:30'du.Arkadaşlarım da 17:30 gibi geleceklerdi. Tek gereken uygun bir uyku yeri bulmaktı :)
Tabi öncesinde okulda asistan olarak çalışan arkadaşımı görmek istedim, uyumadan önce vakit geçirebilirdim. Ancak o da meşgul olduğu için bu festival zamanı çok kullanılan yeşillik alana yönedim, ve uygun bir ağaç altı buldum :)
Yaz okulu olduğu için çok fazla çiftte yoktu ortalıkta :)
1. İlk önce sırtımı ağaca yaslayıp uyumak istedim ancak ağaçtan inen karınca ve örümceklerden içim hiç rahat etmedi.
2. Uzanarak uyuyayım dedim, ama eteğim olduğu için içim rahat etmedi, bende yanımda olan pantolonumu eteğin altına gerçirip öyle yattım.3. Çantamdan da yastık yaptım mı herşey süperdi
tabi karınca ve örümceklerin arsız tacilerini saymazsak :)
Taa ki saat 5'i gösterene kadar :)
Ve sihir bozuldu, çünkü mesai bitimi olduğu için herkes akın akın geçmeye başladı, ilk önce etekten kurtulup oturdum. Sonra saçlarımı düzelttim, sonra güneş gözlüğü taktım :) :) eheh cidden komikti, taki asistan arkadaşım gelene kadar.
Böyle güzel bir günü, güzel bir yerde cidden huzur içinde uyurak geçirmek çok zevkliydi. Aslında arasına kaçamak yapmak için okula gitmeyi düşünüyorum. Çünkü özellikle yalnızken harika vakit geçirmek için birebir :)
Etiketler:
gölge,
itu gölet,
itu kampüs,
itu maslak,
itu yerleşke,
uyumak
21 Temmuz 2011 Perşembe
Coffee House/ page one... İşte aynı konsept ancak hissedilebilir fark
Şuanda bir çok online kore dizisi izle forumunda genellikle Coffe House ismi ile bulabileceğiniz bir dizi...
Oyuncuları mı? Şu aralar özellikle "Lie to me" dizisinden tanıdığımız ve çılgın kahkahaları ile sevdiğimiz Kang Ji Hwan ( kendisi kim miydi aşağıdadır :) )
Oyuncuları mı? Şu aralar özellikle "Lie to me" dizisinden tanıdığımız ve çılgın kahkahaları ile sevdiğimiz Kang Ji Hwan ( kendisi kim miydi aşağıdadır :) )
Ancak dizimizin asıl bombası bu sefer erkek oyuncu değil, bence kesinlikle bayan oyuncudur. Evet diziyi izlediğimde bu kadar güzel bir kız olabilir mi dedim. Kendisi Park Si Yeon daha önce farklı dizi ve film çalışmalarıyla kendisine ait büyük bir hayran kitlesi var diye biliyorum.
Ancak bu diziyi viki.com'dan izlerken, sürekli çevirmenlerin bu kızımın oynadığı karakter ve hatta bazen kızımın güzelliği hakkında kötü yorumlar yaptığını gördüm. Herhalde bu sefer dizi de tek bir erkek ve onun etrafındaki kızlar anlatıldığı için böyle oldu dedim. ( Biliyoruz ki genellikle asıl kızımızın etrafında 2 erkek vardır, ikisinide oyalar senaryomuz bizde çatlarız 2 side olabilir diye :) )
Şimdi dizinin farkı ne! (Bundan sonrası cidde spoiler arkadaşlar for your info :) )
1. Çok komik! öyle bildiğiniz bizim diziler gibi değil, esas kızımız da esas oğlanımızda harika karakterler, ve onların olaylar karşısındaki tutumları, çılgın istekler, sonsuz vurdumduymazlıkları. Sizin için ters takla atmasalar ve komik durumlara düşmeseler bile, bu karakterler hassaslığı, esprileri, istekleri, yaşayışları ile izleyeni çok eğlendiriyor.
2.Çok gerçekçi! Yani bu zamana kadar koredizis=moder masallar, bol bol külkedisi vs diye düşündüm ve bu masalları da severek izledim itiraf ediyorum. Ancak bu hikayemiz farklı çünkü çok gerçekçi örn: eğer düğüne engel olmak istiyorsan, düğünde gelip gelini kaçıramazsın gerçek hayatta bu olmaz. Ama düğünde manşetlik bir kavga bu işi görür. 2. Seni seven ama seninle olamayacağını söyleyen bir adam seni öpse bile bir öpücük için hayatını onu elde etmeye adayamazsın, sürekli onu beklemezsin ve gitmesine izin verirsin. Ağladığını görsün istemezsin ama görürse de kaçmazsın.
3. Hep becereksiz sorunlu kızlar aşkı bulacak diye bir şey yok. Bu sefer esas kızımız zeki, çok çok güzel, başarılı bir şirketin başkanı, kötü huyları yok, normal arkadaş ilişkileri olan birisi ve hiç ilişkisi olmamış değil eski nişanlısı var. Esas oğlanda azıcık yazar olmanın verdiği delilikle kafadan çatlak olsa da asla deli veya eksik değil sadece anlaşılması zor birisi oda çok gerçekçi :)
4. Evet tüm bunlara rağmen hepimizin sevdiği, o toy, yeni yetme, süper beceriksiz, kolay ümitlenen, komik, azimli ve hırslı kızımızda orada tüm film boyunca aşkı o mu bulacak diye düşünüp duruyorsunuz. Ancak senaryo cidden mükemmel örülmüş, asla çok fazla şikayetçi olmuyor, kimseden aldatıldığı yada aldattığı için nefret etmiyorsunuz.
5. 2 esas kız bir biri ile düşman değil, sadece birbirlerini anlıyorlar ve sürekli normal bir ilişki içerisindeler.
Veee filmde çalan süper bir şarkı var, dizinin esas kızı ile ve oğlanı ile görüntüleri içeren bu mv'yi de paylaşmak istiyorum. Ben bayıldım sürekli dinliyorum :)
Etiketler:
coffee house,
Kang Ji Hwan,
kore dizisi,
page 1,
page one,
Park Si Yeon
15 Temmuz 2011 Cuma
... Bankasının MT mülakatı
Dürün yüzümdeki yaralarım ve tüm cesaretimle, bir bankanın düzenlemiş olduğu MT' programının 2. aşaması olan grup mülakatına gittim.
2.45'te olan randevum için 2.30da oradaydım. Saat 2.35 gibi olduğunda güvenlik görevlisi gelerek, 2. 15 seansını davet etti. O an dedim "..çtık" :)
2.30, 2.45 oo bizi kaçta alacaklar acaba.
Daha sonra masa etrafından toplananlarla sohbet etmeye başladık,5 MT adayı ve birde normal pozisyon için tecrübeli bir İKcı vardı masamızda. Seansaların sadece 15, 45 olarak öğrendiğimde yine sevindim, sıra hızla gelecek dedim, ancak olmadı saat 15,45'e kadar sohbet ettik :)
Masadakilerden biraz bahsetmem gerekirse,
*Beni ilk şok eden: şehirdışından gelen kız: Kendisi Eskişehirden kalkıp gelmiş mülakata, aman aman dedirttirdi, türkiyede işbulmak bukadar mı zor! Zaten sürekli olarak iş görüşmeleri için İstanbul ve Ankaraya gidip geliyormuş :(, gerçekten çok zor , iyiki İstanbul'da yaşıyorum.
*Çok konuşan çocuk: Arkadaş izmirden geliyordu galiba, ekonometri mezunu, askerlik yapmış, amaa o ne kendine güvendir, o ne çok konuşmaktır :) Eehehe eğlendirdi beni diyelim, ama mülakatta yaptığı kadar olamaz :)
*İlaç sektörüründe zaten şu anda İK generalist olarak çalışan bayan: Bu bayanın anlattıkları ilginçti, çok konuşan cocugu üzerine assesment center uygulamalrından bahsetti. İşte İKcınun öneriler:
-Eğer ön planda değilseniz, ve iyi bir fikriniz yoksa öne çıkmak için gereksiz sivrilmeyin
-Destekleyici olmak genellikle iyi ve başarılı bir stratejidir, ne susun ne de saçma çıkışlar yapın iyi bir fikir varsa destekleyin,
-Kendi fikrinizi kabul etmek, ikna yeteneğinizi göstermek için çok uğraşmayın
Bende daha önceden case studylere girdiğimi ancak farklı assesment center uygulamasında olmadığımı söyledim, o da bize yaptıkları farklı uygulamalardan bahsetti
Yeni mezunlar için role play:
*Bir grup olarak kamp yerinde olduğunuzu düşün, aniden bir yangın çıktı ve etrafta balta,kova, bıcak gibi malzemeler var, hangisini aldınız ve ne yaptınız şeklinde bir çalışmanın yapıldığını anlattık.
Ve ayrıca assesment centerların, eleme değil de terfilerde seçme ve yerleştirme amaçlı kullanıldığını söyledi.
Bizim banka mülakatımızda:
* Gerçek bir grup çalışması olduğunu söyleyemem
* Öncelikle herkes kendisini tanıttı
* Daha sonrasında 8 dk'lık süre içerisinde verilen konu üzerinde tartışmamız söylendi
Konu: Yüksek ücretli, uzun çalışma süreli, arkadaş ve ailenize daha az zaman ayırdığınız bir iş mi yoksa düşük maaş, az çalışma saatli, arkadaş ve ailenize daha çok zaman ayırabildiğiniz bir işi mi tercih edersiniz.
Şeklinde, çokta tarışmaya açık olmayan, herkesin kendi görüşünü belirtebileceği ve genellikle uzlaşmaya varılamayacak bir konuydu diye düşünüyorum. 8 dkda da herkes kendi fikrini söyledi zaten bu atılgan çocuktan fırsat buldukça :)
Gelecek hafta olan 3 saatlik assesment center uygulmasının (farklı bir şirket) daha farklı ve zorlayıcı olacağını düşünüyorum, yine de onun için hazırlık oldu bence.
Bu tarz etkinlikler katılacak herkese başarılar dilerim :)
2.45'te olan randevum için 2.30da oradaydım. Saat 2.35 gibi olduğunda güvenlik görevlisi gelerek, 2. 15 seansını davet etti. O an dedim "..çtık" :)
2.30, 2.45 oo bizi kaçta alacaklar acaba.
Daha sonra masa etrafından toplananlarla sohbet etmeye başladık,5 MT adayı ve birde normal pozisyon için tecrübeli bir İKcı vardı masamızda. Seansaların sadece 15, 45 olarak öğrendiğimde yine sevindim, sıra hızla gelecek dedim, ancak olmadı saat 15,45'e kadar sohbet ettik :)
Masadakilerden biraz bahsetmem gerekirse,
*Beni ilk şok eden: şehirdışından gelen kız: Kendisi Eskişehirden kalkıp gelmiş mülakata, aman aman dedirttirdi, türkiyede işbulmak bukadar mı zor! Zaten sürekli olarak iş görüşmeleri için İstanbul ve Ankaraya gidip geliyormuş :(, gerçekten çok zor , iyiki İstanbul'da yaşıyorum.
*Çok konuşan çocuk: Arkadaş izmirden geliyordu galiba, ekonometri mezunu, askerlik yapmış, amaa o ne kendine güvendir, o ne çok konuşmaktır :) Eehehe eğlendirdi beni diyelim, ama mülakatta yaptığı kadar olamaz :)
*İlaç sektörüründe zaten şu anda İK generalist olarak çalışan bayan: Bu bayanın anlattıkları ilginçti, çok konuşan cocugu üzerine assesment center uygulamalrından bahsetti. İşte İKcınun öneriler:
-Eğer ön planda değilseniz, ve iyi bir fikriniz yoksa öne çıkmak için gereksiz sivrilmeyin
-Destekleyici olmak genellikle iyi ve başarılı bir stratejidir, ne susun ne de saçma çıkışlar yapın iyi bir fikir varsa destekleyin,
-Kendi fikrinizi kabul etmek, ikna yeteneğinizi göstermek için çok uğraşmayın
Bende daha önceden case studylere girdiğimi ancak farklı assesment center uygulamasında olmadığımı söyledim, o da bize yaptıkları farklı uygulamalardan bahsetti
Yeni mezunlar için role play:
*Bir grup olarak kamp yerinde olduğunuzu düşün, aniden bir yangın çıktı ve etrafta balta,kova, bıcak gibi malzemeler var, hangisini aldınız ve ne yaptınız şeklinde bir çalışmanın yapıldığını anlattık.
Ve ayrıca assesment centerların, eleme değil de terfilerde seçme ve yerleştirme amaçlı kullanıldığını söyledi.
Bizim banka mülakatımızda:
* Gerçek bir grup çalışması olduğunu söyleyemem
* Öncelikle herkes kendisini tanıttı
* Daha sonrasında 8 dk'lık süre içerisinde verilen konu üzerinde tartışmamız söylendi
Konu: Yüksek ücretli, uzun çalışma süreli, arkadaş ve ailenize daha az zaman ayırdığınız bir iş mi yoksa düşük maaş, az çalışma saatli, arkadaş ve ailenize daha çok zaman ayırabildiğiniz bir işi mi tercih edersiniz.
Şeklinde, çokta tarışmaya açık olmayan, herkesin kendi görüşünü belirtebileceği ve genellikle uzlaşmaya varılamayacak bir konuydu diye düşünüyorum. 8 dkda da herkes kendi fikrini söyledi zaten bu atılgan çocuktan fırsat buldukça :)
Gelecek hafta olan 3 saatlik assesment center uygulmasının (farklı bir şirket) daha farklı ve zorlayıcı olacağını düşünüyorum, yine de onun için hazırlık oldu bence.
Bu tarz etkinlikler katılacak herkese başarılar dilerim :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













